Halid Abdurrahman tarafından hazırlanan bu değerlendirme, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nın kapsamını ve stratejik sınırlarını gerçekçi bir perspektifle ele almaktadır.
Halid Abdurrahman, bu girişimi klasik bir savunma sözleşmesinden ziyade bir kolektif güvenlik anlaşması olarak tanımlasa da, metin boyunca bu ittifakın operasyonel yükümlülüklerinin henüz belirsiz olduğuna ve katılımcı ülkelerin ulus devlet çıkarlarının duygusal beklentilerin önüne geçtiğine dikkat çekmektedir.
Anlaşmanın medyada yansıtıldığı gibi İsrail veya Batı’ya karşı ideolojik bir “İslam Ordusu” kurma amacı taşımadığını ifade eden Halid Abdurrahman, asıl motivasyonun bölgedeki İran tehdidine karşı bir caydırıcılık oluşturmak ve ABD’nin azalan güvenlik şemsiyesine karşı yerel bir alternatif üretmek olduğunu vurgulamaktadır.
Nihayetinde bu analiz, izleyiciyi abartılı yorumlardan kaçınmaya davet ederek, ittifakın başarısının her ülkenin kendi stratejik ajandası ve küresel sistemle olan mevcut bağımlılıkları arasındaki dengeye bağlı olduğunu ifade etmekte.